Diyabet Nedir?

Diyabet, pankreasın yeterli insülin üretememesi veya vücudun ürettiği insülini etkili bir şekilde kullanamaması sonucu oluşan, şeker yüksekliğiyle seyreden bir hastalıktır. İnsülin, vücudun başlıca yakıtı olan glukozun (şekerin) enerji olarak kullanılabilmesi için hücre içerisine taşınmasını sağlayan bir hormondur. İnsülinin olmaması veya etkinliğinin azalması halinde kan şekeri yükselir ( hiperglisemi). Kan şekerinin uzun sure yüksek seyretmesi göz, kalp, böbrek ve sinir gibi doku ve organ hasarlarına yol açar.

Tanı Kriterleri?

Diyabet tanısı koymak için çeşitli kriterler kullanılabilir.
Sağlıklı bir kişide, sabah, aç karnına (8 saatlik açlık sonrası) ölçülen kan şekeri 100 mg/dl'nin altındadır. Eğer kan şekeriniz 100-125 mg/dl arasında ise bozulmuş açlık glukozu, 126 mg/dl'nin üzerinde ise diyabet tanısı konur.
Günün herhangi bir saatinde, açlık-tokluk gözetmeksizin ölçülen Hb1ac düzeyiniz, 5,7 - 6,4 arasında ise prediyabet, 6,5'in üzerinde ise diyabet tanısı konur.
Oral glukoz tolerans testinde (OGTT) ise, 2 saatlik tokluk şekeriniz 140 mg/dl'nin altında olmalıdır. 140-199 mg/dl arasında ise prediyabet, 200 mg/dl'nin üzerinde ise diyabet tanısı konur.
Günün herhangi bir saatinde ölçülen kan şekeri 200 mg/dl'nin üzerinde ise diyabet tanısı konabilir.

Tip 1 Diyabet

Tip 1 diyabet genellikle çocuk ve genç erişkinlerde ortaya çıkar. Vücutta pankreas beta hücrelerinin harabiyetine bağlı insülinin hiç üretilmediği ya da çok az üretildiği diyabet türüdür. İnsülin, vücudun başlıca yakıtı olan glukozun (şekerin) enerji olarak kullanılabilmesi için hücre içerisine taşınmasını sağlayan hormondur. Eksik olan insülini dışarıdan yerine koymak gerekir. Tip 1 diyabetliler, tüm diyabetlilerin % 5 ila % 10'unu oluşturur. İnsülin tedavisi ve sürekli eğitimlerle Tip 1 diyabetli bireyler kan şekerlerini yönetebilir, uzun ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilirler.

Tip 2 Diyabet

Diyabetin en sık rastlanan türüdür. Tüm dünyada diyabetlilerin %90-95'ını oluşturur.
İnsülin, vücudun başlıca yakıtı olan glukozun (şekerin) enerji olarak kullanılabilmesi için hücre içerisine taşınmasını sağlayan hormondur.
Tip 2 diyabetli kişilerde insülin üretilir fakat üretilen insülin etkili kullanılamaz. Daha çok insülin direnciyle karakterizedir.
Tip 2 diyabet bazen sadece tıbbi beslenme tedavisi ve düzenli egzersiz ile bazen de bunlara ilaç veya insülin ilavesi ile kontrol altına alınır.

Gestasyonel Diyabet

Gebeliğin 24. haftasından sonra ortaya çıkan diyabet türüdür. Bu dönemde yapılacak şeker tarama testi ve yükleme testi ile tanı konabilir. Bu durum gebelik öncesi diyabetiniz olduğunu veya gebelik sonrası diyabetiniz olacağını göstermez. Fakat bu süreçte doktor kontrolünde olmak, bebeğin gebelik süresince sağlıklı gelişmesi, doğum sırasında ve sonrası oluşabilecek komplikasyonların önlenmesi açısından önemlidir.
Doğumdan 3 ay sonra, mutlaka doktorunuzu ziyaret etmeli, tekrar yükleme testi yaparak diyabetin kalıcı olup olmadığını kontrol etmelisiniz.

Tedavi

Diyabet tedavisi bireye özgüdür. Diyabet konusunda deneyimli bir ekiple (doktor, diyetisyen, hemşire) çalışarak, diyabetle yaşamayı öğrenebilir, güncel tedavi ve sağlıklı yaşam tarzıyla kan şekerinizi hedeflenen aralıkta tutabilir, diyabete bağlı oluşabilecek komplikasyon risklerini azaltabilir, sağlıklı ve aktif bir hayat sürdürebilirsiniz!

Tıbbi Beslenme Tedavisi

Sağlıklı beslenme herkes için ortaktır. Diyabetli bireyler, kan şekerlerini kontrol altında tutabilmek için özel yiyeceklere ihtiyaç duymazlar. İlk diyabet tanısı konduğunda, herkes sizin için neyin serbest, neyin yasak olduğuna dair pek çok öneride bulunacaktır. Oysa güncel beslenme tedavisinde yasaklı besinler yer almaz. Bilmeniz gereken, kan şekerini hangi yiyeceklerin yükselttiği, bu yiyecekleri ne miktarda tüketmeniz gerektiği ve bu beslenme planının sizin tedavinize (ilaç/insülin), fiziksel aktivite programınıza uygun olup olmadığıdır.
Diyabet ortaya çıktığından bu yana, pek çok kuruluş, bilimsel çalışma sonuçlarına dayanan öneriler yayınlamıştır.

Bu önerilerin ortak hedefi;

  • Kan şekerinin,
  • Kan yağlarının (kalp-damar hastalığı riskini azaltmak için),
  • Kan basıncının hedef aralıkta tutulması,
  • Komplikasyon riskinin azaltılması,
  • Yaşam kalitesinin arttırılması olmuştur.

Kişiye özgü düzenlenen tıbbi beslenme tedavisi, Hba1c düzeylerinde %1-2 (yeni tanı konmuş diyabetli bireylerde ise %3'e yakın) azalma sağlamaktadır.
Kan şekerini dengede tutmak için kullanılabilecek pek çok öğün planlama yöntemi vardır. Değişim listeleri, el porsiyon yöntemi, karbonhidrat sayımı, tabak modeli, glisemik indeks yöntemi bireye uygun olmak şartıyla tercih edilebilir. karbonhidrat sayımı, özellikle Tip 1 diyabetli bireylerde, metabolik kontrol üzerinde oldukça etkili bir yöntemdir.
Seçilen yöntem ne olursa olsun, diyabet tedavisinin başarılı olması ancak diyabetli bireyin merkezde olduğu, deneyimli bir diyabet ekibi ile çalışarak mümkün olacaktır.
Tıbbi beslenme tedavisinde, günlük toplam enerjinin %45-65'inin karbonhidratlardan, %20-35'inin yağdan, (böbrek fonksiyonları normal ise) %15-20'sinin proteinlerden gelmesi önerilmektedir.
Beslenme programı, bireysel tercihler doğrultusunda hazırlanmalı, glisemik kontrolü sağlamalı, kardiyovasküler riski azaltmalı, metabolik hedeflere uygun olmalıdır.
Günlük toplam enerji(kalori) alımı ise, birey fazla kilolu ise sağlıklı kiloya ulaşacak, sağlıklı kiloda ise koruyacak şekilde düzenlenmelidir.

Besin öğeleri ve tıbbi beslenme tedavisi:

Besinler, karbonhidrat, protein, yağ, vitamin, mineral, su gibi çeşitli besin öğelerini içerir. Karbonhidratlar; proteinler ve yağlar gibi diğer besin öğeleri ile kıyaslandığında, kan şekerinizi daha fazla yükseltir. Yani kan şekeri düzeyleriniz ve öğündeki insülin ihtiyacınız tüketilen karbonhidrat miktarı ile ilişkilidir.

Karbonhidratlar:

1 gram karbonhidrat 4 kaloridir ve vücudumuzun temel yakıtıdır. Beynin tek enerji kaynağıdır.

Karbonhidratları 3 gruba ayırabiliriz:

  • Şeker
  • Nişasta
  • Posa

Çocuk ve yetişkinlerin günde en az 130 gram karbonhidrat tüketmesi gerekmektedir.
Şeker ve nişasta yiyeceklerimizdeki esas karbonhidrat kaynağıdır. Posa da bir karbonhidrat çeşididir, fakat kan şekerine etkisi diğer karbonhidratlardan farklıdır. Tüketilmesi gereken karbonhidrat miktarı bireysel özelliklere ve yaşam tarzına göre değişkenlik gösterebilir. Günümüzde oldukça popüler olan düşük karbonhidratlı diyetlerin, uzun vadede ne gibi sonuçları olacağı henüz bilinmemektedir. Özellikle kalp-damar hastalıkları ve böbrek sağlığına etkilerinin takip edilmesi gerekmektedir. Üstelik herhangi bir besin grubunu, uzun süre tüketmemek veya çok kısıtlı tüketmek sürdürülebilir bir davranış değildir. Karbonhidratları kısıtlamak, sağlıklı beslenmenin temeli olan meyve, sebze ve tam tahıl ürünlerini kısıtlamak anlamına gelir. Oysa sağlıklı bir bedene sahip olmanın tek yolu, besin çeşitliliğinin sağlanması ve böylece tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli miktarda tüketilmesidir. Temel enerji kaynağımız olan karbonhidratları, vitamin, mineral, posadan zengin olan meyve, sebze, tam tahıl ve baklagillerden seçmek, şeker ve şeker ilave edilmiş yiyecek ve içecekler gibi enerji değeri yüksek, vitamin ve mineralden yoksun sağlıksız karbonhidratların tüketimini sınırlandırmak daha doğru ve sürdürülebilir bir yaklaşımdır.

Posa ve kan şekeri ilişkisi

Daha önce de belirttiğimiz gibi posa bir karbonhidrat çeşididir ve yiyeceklerimizde çok farklı posa türleri bulunur. Tüketilen bazı posa türleri glukoz emilimini yavaşlatır ve kan şekerinin daha kontrollü yükselmesini sağlar. Bazı posa türleri ise tokluk hissini arttırır, daha az besin tüketilmesini sağlayarak kilo kontrolüne yardımcı olur. Posanın kalorisi yoktur ve sağlıklı beslenme planının parçasıdır.

Glisemik indeks nedir?

Glisemik indeks, besinlerin kan şekeri üzerindeki etkisini karşılaştırmak için kullanılan bir kavramdır. 50 gram karbonhidrat içeren bir yiyeceğin kan şekerinizde oluşturduğu artışın, referans besinle kıyaslanmasına dayanır. Referans besin olarak glukoz veya beyaz ekmek kullanılabilir.
Glisemik indeks, tek bir besini değerlendirebilir oysa biz bir öğünde çeşitli besinler tüketiriz. Bu besinlerin bazıları karbonhidrattan, bazıları proteinden, bazıları yağdan, bazıları posadan zengindir. Öğündeki besinlerin çeşitliliği, içerdikleri yağ ve posa miktarı da kan şekeri üzerinde etkilidir.

Glisemik yük nedir?

Karbonhidratların sağlandığı kaynağın ve yenilen miktarının kan şekerine etkisine gösteren bir değerdir. Kan şekerinizi kontrol edebilmek için esas olan, tükettiğiniz karbonhidratın miktarıdır.

Proteinler:

1 gram protein 4 kaloridir. Proteinlerin yapısındaki aminoasitler kas dokusunun korunmasında görevlidir. Proteinler, hayvansal ve bitkisel kaynaklı olabilirler. Et, tavuk, balık, yumurta, peynir hayvansal protein kaynaklarıdır. Baklagiller hem protein, hem karbonhidrat içerirler. Çok fazla hayvansal protein tüketimi, günlük yağ alımını da arttıracağından sağlıklı beslenme programına uygun değildir.
Not: Özellikle baklagillerin yanında tüketilen diğer karbonhidrat miktarını (pilav vb.) doğru hesaplamak kan şekeri kontrolü açısından önemlidir.

Yağlar:

1 gram yağ 9 kaloridir. Yağlar; doymuş yağlar, trans yağlar, tekli doymamış ve çoklu doymamışlar olarak sınıflandırılır. Süt, peynir, et, tereyağı gibi hayvansal gıdalar doymuş zeytin, zeytinyağı, fındık, fındık yağı, badem, avokado 'tekli doymamış'; ayçiçek yağı, mısırözü yağı ve omega 3'ten zengin somon, ton, sardalya gibi yağlı balıklar 'çoklu doymamış' yağ kaynaklarıdır. Trans yağlar ise doymamış yağların hidrojenle doyurulması ile elde edilir.
Yapılan çalışmalar, uzun süre (özellikle doymuş) yağdan zengin beslenmenin insülin direnci ile ilişkili olduğunu göstermektedir.
Doymuş yağdan gelen enerjiyi %5 azaltmak, yerine tekli veya çoklu doymamış yağları koymak Tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalık riskini azaltmaktadır.
Omega-3 kaynağı olan balığı haftada en az 2 gün tüketmek de kalp damar hastalıklarından korunmak açısından önem taşır.
Not: Yağdan zengin bir öğün tüketilmesi, kan şekerinizin daha geç yükselmesine sebep olabilir. Bu durumda tokluk kan şekerinizi 3. ve 4. saatte de kontrol etmeniz gerekebilir. Yaptığınız bu ölçümlerle vücudunuzun yağlı öğünlere verdiği yanıtı gözlemleyebilirsiniz.

Bir diyabet diyetisyenini ziyaret edene kadar ipuçları:

3 ana, 2-3 ara öğün tüketin.
Mutlaka kahvaltı edin.
Şekerli yiyeceklerden mümkün olduğunca uzak durun.
Yağ tüketiminizi sınırlandırın.
Posadan zengin tam tahılları tercih edin.
Porsiyon ölçülerine dikkat etmek şartıyla (günde 5 porsiyon) sebze ve meyve tüketin.
8-10 bardak su/sıvı tüketin.
Televizyon ve bilgisayara daha az zaman ayırın, hayatınıza hareket katın.
Yediklerinizi, saatleri ve porsiyon ölçüleri ile birlikte kaydedin.

Go Top